GençForum

Hoşgeldiniz, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 0


 

AnasayfaKapıTakvimSSSÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Fenerbahçeli Olmak_1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
CEYLANN
Moderatör
Moderatör
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 170
Nerden : !ѕтдивטζ
İş/Hobiler : Öğrenci
Rep :
1 / 1001 / 100

Ruh Hali :
Points : 0
Kayıt tarihi : 05/07/08


Başarı Puanı:
100/200  (100/200)
Güçlülük:
100/200  (100/200)
Seviye:
100/200  (100/200)

MesajKonu: Fenerbahçeli Olmak_1   Paz Ağus. 03, 2008 8:27 pm

FENERBAHÇELİ OLMAK

Fenerbahçeli olmak, eşini doğum için hastaneye yatırıp doktordan zaman var onayını aldıktan sonra dünyaya gelecek kızına ilk giysi olarak Fenerbahçe’nin yeni doğanlar tulumunu giydirebilmeleri için Küçükköy’ den Saraçoğlu Maraton Fenerium’ a gitmesi, telaş içinde ve aceleyle döndüğünde eşinin doğumhaneden çıktığını ve bebeğin giydirilmek üzere olduğunu görmesi yani doğum esnasında yanında olamamasıdır bazen.
Her maç günü eşiyle boşanma aşamasına gelmektir.
Fenerbahçeli olmak, bir ayrıcalığa sahip olmaktır ve o ayrıcalık Fenerbahçeli olmaktır.
Fenerbahçeli olmak, 1 milyon verip de aldığın pet şişe suyun içecek olduğunu kavrayan düşüncedir.
Bu sevdadır, bu bilinçle sevilir.
Bence bir bardak sudur Haziran sıcağında içilen yada tuzdur mis gibi aşımın içinde, taptaze bir vişne tanesidir çikolatalı dondurmamın üstünde, belki sıcacık bir bardak çaydır Kadıköy’ de iskele kenarındaki hasırda yada yanındaki karper peyniri veya simididir veya Kastamonu’ da dağda çevrilen bir kuzu , Antep’ in baklavası, Hatay’ ın künefesi, Balıkesir’ in höşmerimi, Beşiktaşlı Pando’ nun balkaymağı, İnegöl’ ün köftesi.
Ve arkadaşlarım bir şey fark ettim Fenerbahçelilik acıkmaya engel değilmiş.
Evet Fenerbahçeli olmak onu derinden ve her şeyden üstün tutarak yaşamaktır.
Kendi düğününden arada bir kaçıp düğün salonunun mutfağında Fenerbahçe maçını seyretmektir. Düğün hediyesi mi? M. United : 0 - Fenerbahçe : 1
Fenerbahçeli olmak, bilmediğini bilmektir, öğrenmeye heves etmektir, öğretmeye gönüllü olmaktır.
Fenerbahçeli olmak, ne istediğini bilmek değil, nasıl isteyeceğini bilmektir.
Fenerbahçeli olmak, ilerde doğacak evladının “Sarı Lacivert Şampiyon Fener” çekmesini şimdiden öğrenmesi için hamileyken mabedde olmayı planlamaktır.
Eskiden yapılan sezon açılışlarında veya uzunca bir süre maça gidemedikten sonra gidilen ilk maçta çıkış tünelinde çubuklu formayı görünce gözlerinin dolmasıdır.
Aşkın kimseye değil renklere olmasıdır.
Daha lise yıllarında hafta sonu arkadaşta kalacağım diyerek birlikte Ankara’ dan İstanbul’ a maçlara kaçmaktır.
Üst düzey yabancı misyonun verdiği bir yemekte Fenerbahçe-Gaziantep maçını, yemekte arkadaşıyla cep radyosu kulaklığından dinleyip, 4. golde masadakileri devirip “Gooollll” diye dakikalarca kimseye aldırmaksızın bağırmaktır.

Kışın ayazında pazar akşamı oynanacak maça cumartesi gecesinden stada sabahlamaktır.

Sarı lacivert bir şapka, atkı, forma veya rozet taşıyan çocuk-yaşlı, zengin-fakir, sağcı-solcu ayrımı yapmadan öz kardeşiymiş gibi sevgiyle bakmaktır.

Hiçbir maddiyat beklemeden yeryüzündeki tek taraflı en büyük aşktır o.

Fenerbahçeli olmak, düğün töreninde, yüzlerce insan önünde nikah kıyılırken nikah memurunun evlenmeyi kabul ediyor musunuz sorusuna sarı lacivert duyguları içinde “Evet” diye cevap vermek ve hemen akabinde orkestraya Fenerbahçe marşını çaldırmaktır.
Kayınpederin olacak kişiyle ilk görüşmende sessiz ve stresli ortamın bir anda televizyonda beliren Rapaiç sayesinde 40 yıllık arkadaşmışsınız gibi değişip, güzelleşmesidir.

Fenerbahçeli olmak, aynı düşünceye sahip olan kişilerle duygularının paylaşmak anlamına geliyor benim için.
Bilet bulamadığın için gidemeyeceğin bir pazar günü maçını televizyonda izleyeceğinden dolayı maç saati gelinceye kadar Bayrampaşa’da oturan sevgilinle buluşmayı düşünüp Üsküdar’ a gelmesini isteyen ve vapurdan iner inmez daha hoşgeldin öpücüğü kondurmadan telefonun çalıp karşındakinin “Abi akşamki maça bilet buldum” demesi üzerine sevgilini paketleyip tekrar geldiği vapurla evine yollamaktır. Eee bir kalbe iki büyük sevgi sığmaz bazen.

8-9 yaşlarında küçük bir kız çocuğuyken bir gazetenin verdiği kağıttan “Fenerbahçeli centilmen taraftar kartına” adını soyadını yazıp fotoğrafını yapıştırmaktır.

Sen henüz 8 yaşındayken önce gözünü korkutmak için yapılan bir nezarethane gezisinden sonra Galatasaraylı olmazsan seni hapse alacağını iddia edip, çekmesinden kelepçeleri çıkaran başkomisere kollarını uzatıp “Hadi gidelim” demek ve arkaya dönerek babaya elveda anlamına gelen bir öpücük kondurmaktır. Babamın sayemde bir çilingir sofrası kazandığını yıllar sonra öğrendim.

Karımı boşarım Fenerbahçe’yi boşamam deyip herkese bu kadarda olmaz dedirtmek birde üstüne kız arkadaşının gözünde bu yüzden değer kaybetmeyi göze almaktır.

Fenerbahçeli olmak, nefes almak gibi, yaşamak gibi, canım gibi…

Fenerbahçeli olmadan bu sevgi anlaşılmaz, Fenerbahçe olmadan da hayattan zevk alınmaz bilen bilir.

Hiçbir şeyi Fenerbahçesinin üzerine koyamayıp, eşinin “En çok kimi seviyorsun” sorusuna “Seni seviyorum Sarı Kanaryam” diyerek politik davranabilmektir.

Fenerbahçelilik herkesin içinde tek olabilmektir.

Ya Fenerbahçe ya ben diyen 15 yıllık cimbomlu kocana tabiî ki Fenerbahçe. Başka koca bulurum ama başka bir Fenerbahçe asla demektir.
15 yıl içinde Kadıköy’ de 2 defa Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının evliliğinin bilmem kaçıncı yıldönümüne denk gelmesi ve kocayı bırakıp yıldönümünü esas sevgiliyle kutlamak demektir.

Bütün hayatını Fenerbahçe’ye göre planlamak demek.

Fenerbahçeli olmak PSV maçı sabahı, sabah ezanıyla uyanırken bir sesin kulağına 3-0 diye fısıldadığını duyup, bütün gün herkese maç 3-0 bitecek diyerek dalga konusu olup, akşam maçı izlerken 3. gölü beklemekten ilk 2 golün sevincini yaşayamamaktır.

Tuncay denildiği zaman hüngür hüngür ağlamaktır. Yaşına, başına, mekana ve kariyerine bakmadan.

Altı aylık bebişin kucağında Üsküdar’ ın göbeğinde dolaşırken 2. katta olan bir dev ekran televizyonun 4’de 1’i gözüken kısmından Sakaryaspor maçını izleyip, Luciano’nun uzatmada attığı golden sonra ufacık bebeğin korkmasına aldırmadan ve yaşından başından utanmadan tabiri caizse eşekler gibi bağırmaktır.

Fenerbahçeli olmak, ölen yavrusunun arkasından onun vasiyetini yerine getirip Fenerbahçe’sini izlemesidir bir babanın.

Fenerbahçeli olmak, şampiyon olunca Cumhuriyet gazetesine manşet attırmak, kırmızı Sabah logosunu sarı lacivert bastırmaktır.

Fenerbahçeli olmak, uzaydan görülmeyen ama dünya üzerindeki tek ve en büyük insanı yapıdır.

Gönül adamı olmaktır, hayattan zevk almaktır, doyumuz olmaktır, asla yetinmemektir.

Niye sini bir türlü söyleyemeden kendini adamaktır.

İnatçı olmaktır, dimdik durmaktır.

Biraz acıyı sevmektir, her gün gururla dolaşmaktır.

Durakta beklerken tezahürat bestelemektir, asfaltı lacivert, şeritleri sarı görmeyi istemektir.

Yazları stadı özlemektir, sabaha karşı gidip stadın duvarlarını sevmektir. Stadın çimenlerini yastığın altına koyup uyumaktır.

Mahalle maçlarında Gs-Bjk karmalarına karşı maç yapmaktır.

İş görüşmesinde “Galatasaraylı olmazsan işe alınmayacağı” söylendiğinde, “Dinimi değiştiririm takımımı değiştirmem” diyebilmektir.

Fenerbahçe marşını söylerken gözünden yaşlar süzülmesidir.

Şampiyonluk maçını yoğun bakımda dinlemek ve başında sarı lacivert bereyle sabaha kadar hastane koridorlarında turlamak, acile gelen hastaları başında aynı bereyle muayene etmektir.

Evlenme teklifini “Benimle evlenirmisin ve Fenerbahçeli olur musun?” diye yapmaktır.

Fenerbahçe’min maçlarını seyrederken duygulanıp ağlamaktır.

Bursa 5. gölü attıktan sonra çalıştığınız bankanın Gebze’ li genel müdürüne “Daha yiyeceksiniz” diyebilmektir.

Fenerbahçelilik sevmektir, sevilmektir. Aşktır, onurdur, gururdur.

Kızgın kumlardan serin sulara atlamaktır.

İşte öyle bir şey.

Bir Fenerbahçelinin diğer bir Fenerbahçeliyi görünce gözlerinin içinin gülmesi demek.

Ektiğin tohumların filizlenmesi, yitirdiğin bir şeyin taşınırken bulunması demek.

Güneşin ilk ışıkları, sabah kuşların cıvıltısı demek.

Yağmurdan sonra buram buram toprak kokması demek.

Sevdiğin insanın karşına çıkması demek.

Toprağın, tohumların uyanışı, düşünme, düşünülme, sevmek, sevilmek demek.

Fenerbahçeli olmak 8-9 yaşındayken ofsayt gerekçesiyle verilmeyen golümüzden sonra Trabzon’un kontratağa çıkıp dakika 89’da Dobi Hasan’ın attığı golle Trabzon’a 1-0 yenilmeyi hazmedemeyip hüngür hüngür ağlamak ve o günden bu yana Trabzon’u çok sevmemek demektir.

Yani renkdaşlar Fenerbahçe bazen bir hastalıktır. Dünyanın en güzel hastalığı.

Aşktır, ihtirastır.
Yaşanan elim bir kaza sonrası 5 genç Fenerbahçeli kardeşimizi kaybetmenin üzüntüsü içindeyken onları defin ettiğimizin haftası tüm aile bireyleri ve taraflı tarafsız Tuzlalılarla birlikte mabedde Kocaelispor maçını seyretmek ve o seyir sırasında orada o güzellikleri tüm Fenerbahçe taraftarlarından ve yönetiminden görmek. Tuncay’ımın attığı golden sonra bize koşarak “Kalbimizdesiniz” diyerek kardeşlerimiz için yaptırdığımız pankartı işaret etmesi ve bizleri o anda gözyaşlarına boğmasıdır.

Fenerbahçeli olmak, atılan golden sonra heyecandan bayılıp, saha doktorunun revire götürelim dediği halde “Uğur bozulur” deyip tribünden ayrılmama, tezarühatlara devam etmek, revire gitmemektir.

Fenerbahçe’yi benden çok seviyorsun diyen eşinize “Evet” demektir.

Evlendiğiniz gün düğünden ara sıra kaçıp Orduevinin televizyon salonunda maç seyretmektir. İstanbulspor:0 – Fenerbahçe

Stada gittiğiniz her maçta, görebildiğiniz ve stada girebildiğiniz için Allah’a şükretmektir.

Maç günleri vapurda, yolda gördüğünüz herkese gülümsemek ve sevdiğinizi hissetmektir.

Maçın devre aralarında gidip çay almanızı istediği için eşinizi stada götürmemektir.

Hafta sonlarınızı Fenerbahçe’ye göre programlamaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Fenerbahçeli Olmak_1
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» FENERBAHÇE KADIKÖY ŞÜKRÜ ŞARAÇOĞLU STADI tarihi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GençForum :: FutboL :: FeNeRBaHÇe-
Buraya geçin:  
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın